2 Ocak 2009 Cuma

HALK EDEBİYATI HECE ÖLÇÜSÜ...

Şiirde mısralardaki hece sayısının eşit olmasına dayanan ölçüye hece ölçüsü denir. Türkçe’nin yapısına uygundur. Hecelerin sayısı parmakla sayıldığı için “parmak ölçüsü” adıyla da bilinir. Türkçe”de heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkân verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Yazıtları’nda şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmud”un Divanü Lugati”t Türk eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyet”i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açtı.

Hece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı “11”li hece ölçüsü” olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına “durgulanma”, bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de “durak” denir. Kalıplar 2”liden başlayarak 20”lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2”liden 6”lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.

Hece ölçüsünde durakların önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7”li, 8”li, 11”li ve 14”lü olanlardır. 7”li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8”li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11”li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14”lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.

Tasavvuf Edebiyatı



Halk edebiyatının “tasavvufi halk edebiyatı” ya da “tekke edebiyatı” denilen türü 12′nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Ama Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19′uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

Tekke edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tekke şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturmaktadır.

Âşık Edebiyatı

Halk edebiyatının aşık adı verilen halk sanatçılarının ürünlerinden oluşan ve 16′ncı yüzyılın başlarında ortaya çıkan “aşık edebiyatı” türünde ise söz ve müzik birbirini tamamlayan iki unsurdur. Günümüzde varlıklarını sürdüren aşıklar, bir yandan eski destan geleneğini yaşatırken, bir yandan da doğaçlama aşk şiirleri söyler, başka sanatçıların ürünlerini yayar, çeşitli törenlerde bir eğlence unsuru olarak yer alırlar. Aşık şiirinin nazım biçimi de dörtlük olmakla birlikte dize sayısı azalıp çoğalabilir.

Bu edebiyatın başlıca türleri destan, güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt ve muammadır. Genellikle yalın ve yapmacıksız bir dil kullanılan aşık şiirinde yinelemeler, boş tekerlemeler, ölçü ve uyak tutturmada kolaylık sağlayan yakıştırmalar bulunur.

Âşıklarımız



Aşık edebiyatının en büyük şairleri 16 ve 17′nci yüzyılda yetişmiştir. Bunlar arasında Aşık Ömer, Gevheri, Katibi, Kayıkçı Kul Mustafa, Şahinoğlu, Katip Ali, Karacaoğlan, Üsküdari, Aşık Halil, Aşık Ali, Aşık Mehmed sayılabilir. 18′inci yüzyılın aşık şairleri arasında ise Kabasakal Mehmed, Levni, Kıymeti, Mecnuni ve Nuri sayılabilir. Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyrani, Tokatlı Nuri, Erzurumlu Emrah, Ruhsati, Sümmani, Celali, Muhibbi, Dadaloğlu, Beyoğlu, Seyyit Osman 19′uncu yüzyılan aşık şairleridir. 20′nci yüzyılda ise sönmeye yüz tutan aşık edebiyatı Mazlumi, Kahraman, İrşadi, Mesleki, Talibi, Karamanlı Gufrani, Aşık Ali İzzet ve Aşık Veysel gibi şairlerle bir gelenek olarak varlığını devam ettirdi.

************

2-HECE ÖLÇÜSÜ:Bazı kurallar vardır ki, o kurallar şiirin can damarıdır.O kurallara uyulmadığı zaman; şiir ''tamam'' olmaz, ham kalır.

HECE VEZNİ İLE YAZILAN ŞİİRLER:

Hece vezni ile yazılan, şiir türünde esas; hece ölçüleridir.
HECE ÖLÇÜLERİ:
1-4+3=7 veya 3+4=7' li,
2-4+4=8'li
3_5+5=10' lu
4-6+5=11 veya 4+4+3=11' li
5-6+6=12'li
6-7+7=14' lü
7-4+4+4+3 veya 8+7=15' li

hece ölçüleridir.Halk ozanları arasında ve Türk edebiyatında en çok kullanılan;
7' li, 8'li, 11'li,14' lü hece ölçüleridir.

Hece sayıları arasındaki (+)işaretlerindeki maksat; mısralar içerisindeki kelimelerin(+) işareti olan yerlerde bitmesi gerektiğidir.

4+3=7' li hece ölçüsü kalıbına uygun bir örnek verelim:

Seni seven+ gönüle
(4 hece) +(3 hece)
Bunca dert mi + yüklenir
(4 hece ) +(3 hece) veya;

3+4=7' li
Hasretin+dağlar kadar
(3 hece)+(4 hece)

4+4=8' li hece ölçüsüne örnek verelim:
Bu vatana+canlar feda
(4 hece) +(4 hece)

Aynı amaç+aynı gaye
(4 hece) +(4 hece)
Bu sevgiye+ yetmez paye
(4 hece) +(4 hece)
Vatan için+seve seve
(4) +(4)


5+5=10' lu hece ölçüsü, ki; Türk edebiyatında pek rağbet görmemiştir.Yine de bir örnek verelim:
Senden uzakta+kaldım çaresiz
(5 hece) +(5 hece)

6+5=11' li hece ölçüsüne örnek:
Sarı saçlarını+imbat tararken
(6 hece) +(5 hece)

11'li hece ölçülü kalıp ile yazılan şiirlerde, aynı şiirde hem;6+5 hem de;4+4+3 hece ölçülü kalıp kullanılabilinir.
Yine bahar+sensiz oldu+nazlı yâr
(4 hece) +(4 hece) +(3 hece)

11' li hece ölçüsü kalıbı Türk edebiyatında, halk ozanları arasında en çok kullanılan kalıplardan biridir.

6+6=12' li hece ölçüsü kalıbına bir örnek mısra verelim:
Tamamı atadan+ezelden soyludur
(6 hece) +(6 hece)
Silâh da kullanır+hamur da yoğurur
(6hece) +(6hece)

7+7=14' lü hece ölçüsüne bir örnek verecek olur isek:
İnsan dürüst olursa+korkar mı kıyametten
(7 hece) +(7 hece)


8+7=15 veya 4+4+4+3=15' li hece ölçüsü kalıbına birer mısra ile örnek verecek olursak:

Hangi çılgın+bana zincir+vuracakmış+şaşarım
(4 hece) +(4 hece) +(4 hece) +(3 hece)

Etmesin tek vatanımdam+beni dünyada cûdâ
(8 hece) +(7 hece)


Hece ölçüsü ile şiir yazacak isek;nazım tekniği açısından hatalı olmaması ve mısraların ahenk ve akıcılığı için hece ölçülerine uygun olarak yazılması şarttır.
__________________


TÜRK HALK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ:
Koşma

Halk edebiyatında doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir türü. Dörder dizelik bendlerden oluşur. Bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11”li kalıbıyla yazılır. Şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. Koşmalar dile gitirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuşma şeklinde yani “dedim” “dedi” diye başlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koşmalara “mürâcaa” ismi verilir. Bütün kafiyeleri cinaslı olan koşmalara “tecnis” denir.

Koşmaya örnek:

Yiğidin eyisini nerden bileyim

Yüzü güleç, kendi yaman olmalı

Kasavet serine çöktüğü zaman

Gönlünün gâmını alan olmalı

Benim sözüm yiğit olan yiğide

Yiğit olan muntazırdır öğüde

Ben yiğit isterim fırka dağında

Yiğidin başında duman olmalı

Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar

Düşmanı görünce ayağa kalkar

Kapar mızrağını meydana çıkar

Yiğidin ardında duran olmalı

Sâfi güzel olan, şol bazı kötü

Yiğidin densizi ey”olmaz zati

Gayet durgun ister silahı atı

Yiğit el çekmeyip viran olmalı

Karac”oğlan der ki çile çekilmez

Hozan tarlalara sümbül ekilmez

Sak yabancı ile başa çıkılmaz

İçinden sıdk ile yanan olmalı

Tecnis koşmaya örnek:

Derd-i dilim arttı yârimin derdim

Seksende doksanda yüzde seyr eyle

Gonca güllerini yârimin derdim

Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle

Sel gelince yıkılırmış yar dedim

Al hançeri vur sineye yâr dedim

Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim

Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle

Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne

El bağladım yâre durdum dîvâne

Dedi var yıkıl git behey dîvâne

Aşkın deryasında yüz de seyr eyle



Halk şarkısı

En eski halk edebiyatı biçimlerinden biridir. Sözlü gelenek içinde yaşayan, daha çok duyarak, yani kulaktan öğrenilen ve alilerle sınırlı toplumsal gruplar içinde yayılan şarkılardır. En belirgin özelliği, günlük yaşamdaki etkinliklerle yakın ilişkili olmasıdır. Köylerde bu tür etkinlikler ekin, hasat, harman, iplik eğirme, dokuma, bebek uyutma, içki, oyun oynama gibi etkinliklerdir. Halk şarkılarının haber ve dedikodu iletmek, yerel tarihle, aile kütüklerini belgelemek, bir topluluğun bilgi ve edebiyat birikimini korumak, sürdürmek gibi işlevleri de vardır.

Çeşmi

Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre ikiye ayrılır.

Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz. Ankara koşması, Acem koşması, Kerem, kesik Kerem, Gevherî, Sümmâni koşması gibi.

Yapılarına göre koşmalar: Koşmalar yapılarına göre 7”ye ayrılır.

Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır.

Yedekli koşma: İki şekli vardır. İlki koşma-mani halidir. Koşma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer. İkincisi yedekli 5”li koşma diye adlandırılır. 8”li hece ölçüsüyle yazılır. İlk bend 5, ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir.

Zülâlî

Musammat koşma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer. İç kafiyeli koşmalardır. Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir. 6+5 duraklı kalıpla yazılır.

Örnek:

Ey cemâli parlak kadi toparlak

Lebleri bal kaymak sükker misin sen

Boynuma lâle tak hele bir yol bak

Bu kadar yalvarmak ister misin sen

Lebler kırmızı la”l kaşları hilâl

Gözler âhû misâl bulunmaz emsâl

Bilmem bu ne hayâl bilmem bu ne hâl

Bu ne parlak cemâl ülker misin sen

Mir”âtî hem-vâre yanıktır yâre

Yüreğimde yâre oldu bin pâre

Gönül başka yere düşmez ne çâre

Bir başka nigâre benzer misin sen

Mir”âtî

Ayaklı koşma: İlk bendin dize sonlarına, diğer bendlerin de sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluşturulur. Ziyadeler 5 hecelidir. Genellikle musammat koşma şeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koşma da denir.

Örnek:

Ey benim cânânım can içre canım

Şûh nev-civânım olma bî-vefa

Rahm eyle bana

Ben sana kurbanım gel kes gerdanım

Dök yerlere kanım tek ol aşina olma bî-vefa

Nar-ı aşkın serde düştüm yek derde

Şeklin perilerde yoktur kişverde

Ellerin hançerde zerrin kemerde

Her gördüğün yerde gel bakma kıya can sana feda

Sevdim sen dil-beri hûblar serveri

Gördüm şeklin peri oldum müşteri

Çeksen de hançeri kessen bu seri

Gayri şimden geri sen şah ben Gedû Kul oldum sana

Gedavî

Kahramanlık şiirleri

Soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaşlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara bağlı kalarak anlatan şiirlerdir. Genellikle tek tip çalgı eşliğinde okunur ya da hal şarkısı olarak söylenir. Halk ozanlarının yapıtları aracılığıyla kuşaktan kuşağa nakledilirler. Halk edebiyatında yiğitlik, yurt sevgisi gibi konuları ya da tarihsel olayları coşkulu bir anlatımla işleyen kahramanlık şiirleri vardır. Şiir, destan ve koçaklama türünde yazılmışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder